• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/pages/Serra-Hal%C4%B1-Y%C4%B1kama/584564141587701

HALILARIN TARİHÇESİ

İran Halısı


1949 yılında, Sibirya’nın güneyindeki Altay bölgesinde, Rus arkeolog “Rodenko”nun gayretleriyle ortaya çıkarılan, üzerinde Taht-ı Cemşid gibi İran’ın diğer eserlerinde de göze çarpan motiflerin aynısı görülen ve sanat bilimcilere göre M.Ö. 500 yıllarına yani Ahamenişler dönemine ait ve İran’da dokunmuş olan “Pazırık Halısı”nın keşfiyle, eşsiz halı sanatının doğum yerinin İran olduğu konusunda dünyada görüş birliğine varılmıştır. 183x200 cm. boyutlarındaki bu halı halen “St. Petersburg”da “Hermitage” müzesinde korunmaktadır. Bu halının renk çeşitliliği ve dokuma tarzı dikkate alındığında İran’da, dolayısıyla dünyada halı dokumacılığının M.Ö. 500’den çok daha eskilere dayandığı anlaşılmaktadır.

“Pazırık Halısı” gerçekte bir at örtüsüdür ve araştırmalara göre “Sakaî” şehzadelerinden biri tarafından Pazırık hükümdarına hediye edilmiştir. Santimetrekaresinde 36 düğüm bulunan bu halının İran’a özgü desenleri koyu kırmızı, yeşil, mavi, açık sarı ve turuncu renklerde, zemin ve kenar üzerine dokunmuştur. Bilindiği gibi, halı dokumacılığının tarihi çok eskilere uzanmakla birlikte Pazırık Halısı, dünyada ele geçen en eski halıdır.

Ahamenişlerden sonraki dönemlerde de İran halısı ilgiyle karşılanmıştır. Sasanîler ve özellikle de Hüsrev Perviz döneminde, atkısı ipekten yapılmış ve altın, gümüş ve değerli mücevherlerle süslenmiş olan “Baharistan” adıyla meşhur bir halıdan söz edilir. Meşhur İranlı şair Firdevsî de Şehname’sinde, Kâbil hükümdarının, Rüstem’in babası Zal’a gönderdiği hediyelerden biri olarak halıdan bahseder.

İslâm dininin zuhurundan sonra da, çeşitli kitaplar ve seyahatnamelerde, evlerde kullanılan halılardan söz edilir. Yine onuncu yüzyılda Roma saraylarındaki önemli törenler sırasında değerli İran halılarının kullanıldığı belirtilir.

Moğol saldırıları diğer tüm sanatlar gibi, halı dokumacılığını da sekteye uğratmıştır. Ancak, barış ortamının yavaş yavaş sağlanmasıyla yeniden hayat kazanan halı dokumacılığı Safevîler döneminde, 16-17. yüzyıllarda doruk noktasına ulaşmıştır. Bu dönemden kalan halıların her biri gerçek birer sanat eseri sayılmakta ve tüm dünyada sanat koleksiyonlarını süslemektedir. Londra’da Victoria ve Albert müzelerinde sergilenen “Erdebil” ve “Çelsi” adlı halılar ile Viyana Sanat Müzesinde sergilenen “Avlak Halısı” adlı halı bunlardan bazılarıdır.

Afgan isyanlarıyla ardından gelen karmaşa ve kaos ortamı nedeniyle bir kez daha yüz yıllık bir duraklama dönemi geçiren bu sanat, Nasıruddin Şah döneminde, Tebrizli tüccarların İstanbul’da İran halıları için uygun piyasa bulmaları ve bu piyasayı hareketlendirmeleriyle yeniden canlanmış, önce Tebriz ve çevre köylerinde daha sonra da Meşhed, Kirman, Sultan Abad (Erak) ve diğer şehirlerde halı atölyeleri kurulmuştur. İran halısının modern tarihinin bu dönemden itibaren başladığı ve halı sanayisinin Tebrizli tüccarların çabaları sonucunda ortaya çıktığı kabul edilmelidir. Zira o dönemden günümüze kadar İran halısı ülkenin en önemli ihraç mallarından ve en değerli sanat ürünlerinden biri olarak gelirlerin önemli bir kısmını da teşkil etmiştir.

Uzmanlara göre İran halısı üç temel özelliğe sahiptir; dokumada yüksek kalitede saf yün kullanılması, kendine özgü güzel ve nadide desenleri ve saf yün ya da ipeğin çoğunluğu bitkisel olan doğal boyalarla boyanması sonucu elde edilen göz alıcı renkleri.

Yıllık halı üretiminin büyük bölümünü, santimetrekarede en fazla 35 düğüm bulunan halılar teşkil etmekte ve gerek yurt içi, gerekse yurt dışında yoğun bir taleple karşılanmaktadır. Araştırmalar İran koyunlarından elde edilen yünlerin kıvrım kabiliyeti, kalınlığı ve liflerinin uzunluğu nedeniyle bu çeşit halıların dokunması için en uygun yün olduğunu göstermektedir.

Düğümlü bir yaygı olan ve dikey veya yatay tezgahlarda dokunan halının yapımında tarak, makas, bıçak, tığ vb. sınırlı sayıda araç kullanılır. Halı Fars dokuması (Fars düğümü / asimetrik düğüm) ve Türk dokuması (Türk düğümü / simetrik düğüm) olarak iki teknikle ve kilimin aksine genellikle bir model esas alınarak dokunur. Gerçekte halı dokuyucusunun çalışma programı olan bu model üzerinde geleneksel motifler ve desenler arzu edilen renklerde, küçük kareler halinde resmedilmiştir. İran halılarının desenleri iki ana gruba ayrılır; düz çizgili (geometrik) desenler ve yuvarlak çizgili desenler. Klasik İran halı desenlerinin sayısı binden fazladır ve İran halı modelistlerinin yaratıcılığı sayesinde bu eşsiz desenlerin sayısı günden güne artmaktadır. Bu yüzden dünyada halı konusunda söz sahibi olan Çin, Hindistan, Pakistan ve Türkiye gibi ülkeler de İran halı desenlerinden faydalanmışlardır. Uzmanlar İran’ı “halı deseni cenneti” olarak tanımlamaktadırlar. İran'ın 28.000 köyünde, bütün şehirlerinde ve göçebe aşiretlerin yaşadığı tüm bölgelerde halı dokunmaktadır. İran İstatistik Merkezinin verilerine göre 1.571.988’i kadın, 307.890’ı erkek toplam 1.879.878 kişi halı dokuma işiyle meşguldür. İlgili yan meslekler de düşünüldüğünde bu zanaattan geçimini veya geçiminin bir kısmını sağlayanların sayısı 8-10 milyon kişi olarak tahmin edilmektedir.

Yine verilere göre İran’ın yıllık halı üretimi 7,5 milyon metrekare olarak belirtilmiştir. Ama uzmanlar İran’ın yıllık halı üretim kapasitesinin 12-15 milyon m2 olduğu görüşündedirler.

İran’ın en önemli halı dokuma merkezleri Azerbaycan, İsfahan, Kaşan, Horasan, Kürdistan, Erak, Kirman, Fars, Çaharmahalo Bahtiyari ve Türkmensahra bölgeleridir.

 

 

 

 

 

 

 

 

Isparta Halısı

Isparta ve çevresinde dokunan el halıların büyük kısmı yıkama ve satış işlemleri için Isparta'ya gelmekte ve imalat için gerekli olan hammaddelerini Isparta'dan temin etmektedirler.

Isparta halıcılığının yayılma alanı Isparta ve çevresi, Burdur (Bucak), Konya (Beyşehir, Karaman, Akşehir, Karapınar) Afyon (Dinar, Sandıklı, Dazkırı, Başmakçı) ve Denizli (Acıpayam, Tavas)dir.

El halısı dokumacılığı 1958-1975 yılları arasında hızlı bir gelişim göstermiştir, bu yıllarda Isparta ekonomisine damgasını vurmuştur. 1958 yılında Isparta ve çevresinde 13.363 tezgahta 453.673 m2 halı, 28 bin çalışan tarafından dokunurken, bu rakamlar 1972 yılında maksimum seviyeye çıkarılmış, 43.400 tezgahta 93.700 çalışan tarafından 2 milyon m2 halı dokunmuştur. Bu yıllardan sonra makine halısının imalatı ve kullanımının artması nedeniyle el halısı dokuma sektörü inişe geçerek 1989 yılında 20 bin tezgahta 500 bin m2, 2002 yılında ise 300 bin m2.ye düşmüştür. Bununla birlikte halı yıkamacılığı, kırkımcılığı ve halı ipliği boyacılığı gibi çeşitli yardımcı sanayi kolları da gün geçtikçe gerilemiştir.

Isparta halı desenlerine Serpme güllü, Dönümlü, Köşe Göbek, Naklemeli, Başgöbek, Düz gibi adlar verilmektedir. Ayrıca; Gülistan, Kompozisyon, Osmanlı, Goblen, Çin, Üzümlü, gibi çeşitli adları da vardır.

Isparta’da halıcılığın gelişmesinde Sümer Halı önemli bir yer tutmuştur. Fabrikanın kuruluşu bölgenin iplik ihtiyacını karşılamak üzere yöre iş adamları ile Ticaret Bakanlığınca müştereken 1924 yılında Isparta İplik Fabrikası TAŞ.’nin kurulması ve 1928 yılında hizmete girmesi ile başlar. Bir Kamu iktisadi Devlet Teşekkülü olarak faaliyetini sürdürmekte olan Sümerbank’ın Bakanlar Kurulunca özelleştirilmesine karar verilerek, 30.10.1987 tarihinde Sümerbank Holdinğ A.Ş haline gelmiştir. 1997 yılında Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı ile özelleştirme kapsamından çıkarılan kurum, Bakanlar Kurulunun 1998 tarihli kararı ile Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’na bağlı bir İktisadi Devlet Teşekkülü haline getirilmiştir.

Sümerhalı; ülkemizin en önemli kültür ürünü olan el halısı ve diğer el sanatları ürünlerinin korunması, geliştirilmesi, yaşatılması ve gelecek nesillere aktarılması çalışmalarını sürdürerek, el emeği yoğun bir iş kolu olan ve büyük sermaye gerektirmeksizin yerinde istihdam sağlayan halıcılık ve el sanatları faaliyetleri ile ülke ekonomisine ve devletin kültür, eğitim ve istihdam politikasına büyük ölçüde katkıda bulunan bir kurumdur.Sümerhalı’nın faaliyetlerini şu şekilde sıralayabiliriz: İlmelik, atkılık, çözgülük yün ipliği üretimi, çözgülük ve atkılık olarak halıda kullanılan pamuk ipliği katkı büküm işlemleri, el halısı üretimi, halı apre (yıkama - kırkım) işlemleri, Ar-Ge ve desen faaliyetleri, kalite kontrol bölümü ile pazarlama faaliyetleridir.

Isparta Sümerhalı Bölge Müdürlüğü, fabrika ile anlaşmalı halı imalatçıları ve kooperatifler vasıtasıyla halı üretim faaliyetlerini sürdürülmektedir. Yıllık üretim 60.000 m2 civarındadır. Halı bölge teşkilatlarında, Isparta Halıcılık Bölge Müdürlüğünde; Isparta, Sümerkars, Türkmen, Ladik, Milas, Bergama ve diğer halılar, Sandıklı’da ince Isparta, Isparta, Türkmen halısı, Kula’da Kula, S.Kars, Milas, Kilim; Konya’da Ladik Halısı; Denizli’de Isparta, Milas, Türkmen Halısı, Kilim; Kayseri’de Bünyan; Çanakkale’de Yağcıbedir, Çanakkale Yuntdağı; Giresun’da İpek, Hereke; Karabük’te İpek, Hereke; Hereke’de İpek; Niksar’da Hereke; Yozgat’da ipek, Hereke halıları üretilmektedir.

 

El Dokuma Halısı

Pamuk, kıl, ipek, yün ipliklerin halının boyuna yan yana dizilmesinde meydana gelen çözgü iskeletinin her çift teline yün, ipek, floş iplerinin değişik tekniklerle, ilme bağlanıp, üzerine atkı ipliği kirkitle sıkıştırılmak suretiyle dokunan havlı yüzlü dokumadır. Halı imalinde atkı sayısı iki veya üçtür. Türkiye'de genellikle iki atkı kullanımı görülmektedir. Birkaç sıra dokuma yapıldıktan sonra ilmeler halı makası ile istenilen yükseklikte kesilmektedir. Son yıllarda desene göre havları kabartmalı olarak kesilen halılar da görülmektedir. Yaygı, örtü, yastık vb. olarak kullanılmaktadır.

Halı dokumalarda genellikle iki tip düğüm görülmektedir.

1. Türk Düğümü(Gördes Düğümü - Çift Düğüm - Kapalı İlme): Manisa'nın Gördes kazasında kullanıldığından bu ismi alan, Türkiye'de halı dokumalarda kullanılmaktadır, dünya literatürüne de Türk Düğümü olarak geçmiştir. Bu düğümünde iki türü görülmektedir. İç Anadolu'da kullanılan düğüm şeklinde, iplik, çözgü çiftinin önce öndeki sonra arkadaki teline dolanarak bağlanan düğümdür. Batı Anadolu'da kullanılan düğümde aynı işlem ters uygulanmaktadır. Bu değişiklik halının kalitesini etkilememekte, yalnızca Batı Anadolu'da dokunan halıların hav kesiminde kolaylık görülmektedir.

2. İran Düğümü (Sine İlmesi – Tek Düğüm – Açık ilme) : Batı İran’daki bir yöreden adını alan Sine Düğümü olarak bilinmektedir. Bu düğümde iplik yalnızca çözgü çiftinin önündeki teline bağlanır, diğer çözgünün arkasından geçirilip aşağı doğru çekilerek sıkıştırılmaktadır. İran düğümlü halılarda da iki atkı ipi kullanılmaktadır.

Uşak, Konya, Bergama (Yağcıbedir), Hereke, Gördes, Kula, Ladik, Sivas, Milas, Antalya (Döşeme altı), Fethiye, Kırşehir, Niğde, Kayseri, Isparta renk, motif, kaliteli halı üretimi yapan önemli halı merkezlerdendir.

Dokuma yapılan tezgahları kullanım biçimleri ve tiplerine göre şu şekilde sınıflandırılabilir:

Kirkitli Dokuma Tezgahları

Masa tezgahı, yatay tezgah (konar - göçer veya yer tezgahı; bez ayağı dokumaların yapımında kullanılmaktadır), dikey tezgah (halı dokuma tezgahı. Sarma tezgah, düz tezgah olmak üzere üç çeşidi görülmektedir).

Mekikli Dokuma Tezgahları

Kamçısız tezgahlar (genellikle iki pedallı, mekiğin elle atılması ile dokumalar yapılmaktadır), Kamçılı Tezgahlar (mekiğin kamçının çekilmesi ile atılarak dokuma yapılmaktadır), Çukur Tezgahlar (dokuyucunun oturduğu yer, pedalların bulunduğu kısım çukur içerisindedir), Yüksek Tezgahlar, Armürlü (sekiz gücüden yirmidört gücüye kadar gücü gerektiren dokumalarda kullanılmaktadır) ve Jakarlı (Yirmi otuzikiden fazla gücü gerektiren dokumalarda kullanılmaktadır) Tezgahlar.

 

 

 

Yün Halı

Halı deyince akla yün gelir. Yün halı tamamen sağlıklı ve konforlu bir yaşam ortamı sağlar.

Yün halı elyafları içerisinde en pahalı olanıdır ve bu yüzden sadece lüks halılarda ve parça halılarda kullanılır. Yün elyaf, yoğun halılarda kullanıldığı ve yumuşaklık hissi yarattığı için beğeni kazanmıştır. Yün elyaflı halı alırken, halının yoğun olduğundan emin olun.

Halı üretiminde bilinen en nitelikli elyaf olan Yün, halı elyaflarının karşılaştırılmasında bir standart oluşturmaktadır. Oldukça iyi aşınma direncine sahip olan yün bu nedenle dayanıklıdır ve ayrıca esnektir.

Alev almaya da yüksek direnç gösteren bir elyaf olan yün, statik enerji üretmemektedir. Yün elyafının Leke Koruma konusundaki performansı polyamid elyafında olduğu gibi yüksektir.

Ancak yün elyafının maliyeti, kullanıcıda yumuşaklık ve konfor hissi uyandırması ve dayanıklılık konusundaki yüksek performansı nedeniyle diğer elyaf çeşitlerine göre oldukça yüksektir.

Yukarıda belirtilen 5 elyaf çeşidi değişik oranlarda birbirleriyle karıştırılabilmektedir.

Yün ve Polyamid (naylon) beraber kullanıldığında çok daha güzel bir görünüm elde edildiği gibi yünün konforu ile polyamidin (naylonun) uzun ömürlülüğü birleştirilmiş olmakta ve bu karışım oranlarına göre alternatif ürünler geliştirilebilmektedir.

Akrilik ve Polipropilen ya da naylon ve polipropilen de oldukça yaygın kombinasyonlardır. Ancak bu bileşimlerin ortak özelliği lekelenmeye dirençsiz oluşlarıdır. Bu karışımların oranları ve karışımda kullanılan elyafların özellikleri, yeni ürünlerin niteliklerinin belirlenmesinde ki en önemli unsurlardır.

Kullandıkça renkleri parlayan ve güzelleşen, koku yapmayan, canlı tabii bir elyaftır. Yün elyafı, aşınmaya karşı son derece dayanıklıdır. Yün halının, ateş karşısında tutuşma hızı diğer halılara (akrilik, polipropilen ve diğerleri) nazaran daha düşüktür, alev almaz. Fazla nemi alır, gerektiğinde geri verir. Yün halı, serili oldukları kapalı yerlerde havanın kurumasını bir oranda önleyerek regülatör görevi yapar. Yün halı, diğerlerine nazaran daha az toz tutar. Ezilmez (ağır cisimlerin yerleri değişince elyaf kendini toplar.) Yün halı, sentetik halılarda oluşan statik elektriklenmeyi yapmaz, Koku yapmaz, koku barındırmaz. Yün halı, çabuk tozlanmaz. Natürel veya beyaz sabun ile kolay temizlenir. Yün halı, ses emicidir.

Kalitesinin seçimi, renk seçimi kadar önemlidir. Bütün halılar ilk döşendikleri zaman güzel ve yeni görünür, aradan geçen birkaç yıllık süreden sonra dokuma yün halının farkı ortaya çıkar.

Hav ağırlığı, m²’ye düşen elyafın ağırlığı ile ölçülür. Elyafın sıklığı halının kalıcılığını etkiler. Yoğunluğu fazla halılar aşınmaya ve düzleşmeye daha dayanıklıdır.

Diğer elyaflar arasında yün en pahalı olanıdır ve bu yüzden sadece lüks halılarda ve parça halılarda kullanılır

 

  

 

 ŞaHAGGY Halı

Shaggy halılar genel görünümüne göre tabir olunursa uzun ve kalın tüylü post görünümlü halılar olarak tabir edilebilir. Shaggy halıların tüy (hav) uzunluğu genellikle 5 cm ve 3 cm yüksekliğinde olmaktadır.

İpleri kalın ve tercihe göre bükümlü veya düz cinsleri bulunmaktadır. Kullanılan elyaf neticesinde ipliğin yumuşak olmasına, halıya dokunuşta rahat bir temas sağlamasına dikkat edilmektedir.

Shaggy halılar ilk bakışta post görünümünü andırmakla beraber isteğe göre her türlü ebatları yapılabilmektedir.

Halılarda kullanılan iplikler alerji yapmamakta , insan ve çevre sağlığına hiçbir zararlı madde içermemektedir. Buna en önemli örnek üretimde özellikle dikkat edilen hususun sağlık olmasıdır.

Shaggy halılar alışılagelmiş klasik halı tarzından tamamiyle farklı bir halı çeşididir. Desenleri modern ve geometrik çizgileri ve tabiiki uzun tüylerin verdiği egzotik renk kombinasyonu olarak iki grubta üretim yapılmaktadır.

Birinci grup parlak canlı renkler den oluşan halı grubu, ikinci grup koyu, pastel renklerden oluşan halılardır.

Evinizde direk üzerine oturmayı , beton zeminle veya zemin döşemesiyle oda sıcaklığı farkını en iyi şekilde koruyan bir halı istiyorsanız Shaggy halılar taleplerinizi karşılayacak niteliktedir.

 

HEREKE HALISI TARİHİ

DÜNYADA BİLİNEN EN ESKİ HALI, ORTA ASYA'DA BULUNAN KARE DESENLİ BİR PAZİRİKTİ. BUGÜN; ST. PETERSBURG'TAKİ HERMİTAGE MÜZESİ'NDE ORİJİNAL HALİYLE KORUNAN HALI, TÜRKLERİN KAVİMLER GÖÇÜ YILLARINDAKİ GÖÇEBE ALIŞKANLIKLARINI VE ATLARINA OLAN BAĞLILIKLARINI AÇIKÇA SİMGELİYORDU. PAZİRİKTEN BUGÜNE HALILAR, YÜZYILLAR BOYUNCA HAYATIN TANIMI OLDU. SADECE İHTİYAÇLARI KARŞILAMAKLA KALMADI; İNSANI İNSAN YAPAN TÜM DUYGULAR, RENKLERLE SEMBOLLERLE İLMEK İLMEK DOKUNDU... BUGÜN DÜNYANIN EN İNCE VE DEĞERLİ HALILARI OLARAK TANINAN 'HEREKE HALILARI' DOKUMA TARİHİNİN OLGUNLUK NOKTASIDIR. 19. YÜZYIL HALI SANATI İÇİNDE ÖNEMLİ BİR YERE SAHİP, SARAY VE ÇEVRESİ İÇİN ÖZEL OLARAK DOKUNAN HEREKE HALILARI, ANADOLU HALILARINDAN ALDIĞI GELENEĞİ GELİŞTİRMİŞ; HEM DESEN TASARIMLARIYLA HEM DE DOKUMA TEKNİĞİYLE BU SANATI DAHA ÜST SEVİYELERE TAŞIMIŞTIR.

 

SARAYLARIN HALILARI HEREKE'DEN

 

BUGÜN EN ESKİ ÖRNEKLERİ TOPKAPI SARAYI MÜZESİ'NDE VE BİRKAÇ SARAYDA BULUNAN HEREKE HALILARININ TARİHİ, 1843'TE, SULTAN ABDÜLMECİD DÖNEMİNDE OSMANLI SANAYİSİNİN İLK MODERN FABRİKALARINDAN BİRİ OLARAK KABUL EDİLEN HEREKE FABRİKA-İ HÜMÂYÛNU'NUN KURULMASIYLA BAŞLAR. BU FABRİKA; BAŞTA, SARAYLAR OLMAK ÜZERE DÖNEMİN EŞRAF EVLERİNİN DÖŞEMELİK KUMAŞ, PERDE VE HALI İHTİYACINI KARŞILAMAK ÜZERE KURULUR. 1878’DE BİR YANGINLA KULLANILAMAZ HALE GELEN FABRİKA, 1882'DE YENİDEN AÇILIR. SULTAN II. ABDÜLHAMİD DEVRİNDE SARAYLARIN İHTİYACINI KARŞILAMAK ÜZERE 1891 YILINDA HALI ÜRETİMİNE BAŞLAR. İLK ÜRÜNLER MANİSA VE GÖRDES ÇEVRESİNDEN GETİRİLEN USTALARIN ÖNDERLİĞİNDE OLUŞTURULUR. ZAMANLA DOKUMALARIN ÇEŞİT VE MİKTARI ARTIRILIR; KALİTE AÇISINDA AVRUPA HALILARI İLE REKABET EDEBİLECEK DÜZEYE GETİRİLİR. HEREKE HALILARI AYNI ZAMANDA OSMANLI İMPARATORLUĞU'NUN İLK İHRAÇ ÜRÜNLERİNDENDİR. AVRUPA SARAYLARI ONUNLA SÜSLENİR. GİRDİĞİ TÜM ULUSLARARASI FUARLARDA BİRİNCİLİK ÖDÜLLERİ VE BAŞARI MADALYALARI ALIR.

AYNI ZAMANDA HEREKELİ USTALARIN OLUŞTURDUĞU BİR ATÖLYE DE DOLMABAHÇE SARAYI'NIN BAHÇESİNE KURULUR. HEREKE'DEKİ FABRİKANIN ÖZEL BİR ATÖLYESİ OLARAK KULLANILAN VE HEREKE DOKUMAHANESİ OLARAK ADLANDIRILAN BU BÜYÜK YAPIDA DA SARAYIN İHTİYACI OLAN İPEKLİLER DOKUNUR.

 

 

 

 

SANTİMETREKAREDE 100 DÜĞÜM

 

DOKUMA MALZEMESİ OLARAK ÇOK İNCE İPLİK VE İPEĞİN KULLANILDIĞI HEREKE HALILARINI DİĞER HALILARDAN AYIRAN EN ÖNEMLİ ÖZELLİK ÖRME TEKNİĞİDİR. HEREKE HALISININ UZUN ÖMÜRLÜ OLMASININ NEDENİ 'GÖRDES DÜĞÜMÜ' DİYE DE BİLİNEN 'ÇİFT DÜĞÜM' TEKNİĞİ İLE DOKUNMASIDIR. USTALARIN DİĞER TÜM HALILARI İNCELEYEREK, SABIRLA KEŞFETTİKLERİ BİR TEKNİKTİR BU.

SANTİMETREKAREDEKİ DÜĞÜM SAYISININ ARTMASI, BİÇİMLENDİRİLEN MOTİFLERİN DETAYLANDIRILMASINI DA BERABERİNDE GETİRİR. SONUÇTA OLAĞANÜSTÜ İNCELİKTE VE HAYAL GÜCÜNÜN ÖTESİNDE MOTİFLER TAŞIYAN SANAT ESERLERİ ÇIKAR ORTAYA.

İPEK BİR HEREKE HALISINDA, BİR SANTİMETREKAREYE DÜŞEN DÜĞÜM SAYISI ŞAŞIRTIR İNSANI. ORTALAMA 10X10, YANİ 100 DÜĞÜM BULUNUR. BU, HER SANTİMETREKARE İÇİN DİKEYDE VE YATAYDA 10 DÜĞÜM DEMEKTİR Kİ; GÖZÜN ALGISINI ZORLAR. KİMİ HEREKE HALISINDA DÜĞÜM SAYISI 12X12, 14X14; HATTA 36X36'DIR, Kİ BU HALILAR DÜNYANIN EN İNCE HALILARIDIR. YETKİN BİR DOKUMA USTASI, BİR MİLYON DÜĞÜMDEN OLUŞAN BİR HALIYI EN AZ BİR YILDA YARATIR.

 

 

KALİTELİ İŞÇİLİĞİ VE ÖZGÜN ÖRNEKLERİYLE HEM OSMANLI HEM DE AVRUPA SARAYLARINI SÜSLEYEN HEREKE HALILARI BUGÜN DE KORUNUYOR VE YAŞATILIYOR. SANATSEVERLER KOLEKSİYONLARINDAKİ ZENGİNLİĞİ, SAHİP OLDUKLARI HEREKE HALILARININ ÇOKLUĞUYLA, BAZEN DE NİTELİĞİYLE ÖLÇÜYORLAR. BELKİ ESKİSİ KADAR ÇOK TEZGÂH YOK, AMA BİR ŞEY HEP AYNI: "KALİTEDEN TAVİZ YOK" DİYOR HEREKELİ HALICILAR...

 

KİMİ YERDE, MASALARIN ÜZERİNDE, KİMİYSE BİR TABLO GİBİ DUVARLARDA SERGİLENEN GERÇEK HEREKE HALILARININ BİR DE 'NÜFUS CÜZDANLARI' VAR. ÜZERİNDE İSMİ YAZILI, ŞİFRELİ, HOLOGRAMLI. AMBALAJLARINDA, OSMANLICA HEREKE DAMGALI SÜSLÜ SİLİNDİRLER. HEREKE HALICILAR DERNEĞİ'NİN EKSPERTİZLERİNDEN YÜZDE YÜZ ONAYLI. DERNEK, BU SERTİFİKALARLA, KÜNYELERLE ŞÖYLE DİYOR: "SİZ BU HALIYI YILLARCA TÜM GÜZELLİĞİYLE KULLANIRSINIZ. BUNLAR HEREKE HALISIDIR VE HEREKE TEKNİĞİYLE HEREKE'DE YAPILMIŞTIR. GARANTİSİ GEÇMİŞİNDEDİR."

AMAÇ VE KAYNAK HEP AYNI: PAYLAŞILAN ZEVK... SINIRLARI KALDIRAN HEREKE ZEVKİ KUŞAKLAR BOYUNCA SÜREGELDİ. ANLAŞILAN O Kİ; DOKUMA USTALARI VE SANATSEVERLERİYLE YÜZLERCE YIL DAHA YAŞAYACAK.

 

 

ATALARIMIZIN BÜYÜK ÖNEM VERDİĞİ BİR HALK SANATI HALICILIK. GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE ÖZENLE YAŞATTIĞI BİR SANAT. DÜNYADA BİLİNEN İLK EL HALILARI ORTA ASYA'DA TÜRKLER TARAFINDAN DOKUNMUŞTUR. BU HALILARIN GÜNÜMÜZE KADAR ULAŞABİLMİŞ EN ESKİ ÖRNEĞİNİN MÖ 6-5. YÜZYILLARDA YAPILMIŞ OLDUĞU VE HALEN LENİNGRAD MÜZESİNDE SAKLANDIĞI BİLİNMEKTEDİR. ORTA ASYA'NIN KURAK BÖLGELERİNDEN BATIYA GÖÇ EDEN TÜRKLER, KÜLTÜRLERİNİ, SANATLARINI, FOLKLÖRLERİNİ DE YANLARINDA TAŞIMIŞLAR VE YENİ YERLEŞTİKLERİ BU VERİMLİ TOPRAKLARDA YENİ MOTİFLERLE, YENİ RENKLERLE GELENEKSEL OLAN BU HALK SANATLARINI DAHA DA ZENGİNLEŞTİRMİŞLERDİR.

 

GÜNÜMÜZDE 36 DEĞİŞİK YÖREDE DOKUNAN TÜRK HALILARININ EN NADİDE ÖRNEKLERİ TARİHİ İPEK YOLU ÜZERİNDE YER ALAN İSTANBUL'UN 65 KM. DOĞU UZANTISINDAKİ SAHİL KASABASI HEREKE'DE HAYAT BULMUŞTUR. 1843'TE DÖNEMİN PADİŞAHI SULTAN ABDÜLMECİT TARAFINDAN KURULAN HEREKE FABRİKA-İ HÜMAYUN 'UNDAN GÜNÜMÜZE DEK, HEREKE HALISI, KALİTENİN VE GÖRKEMİN SİMGESİ OLMA ÖZELLİĞİNİ SÜRDÜRMÜŞTÜR. HEREKE HALILARI, GELENEKSEL ANADOLU HALICILIĞININ YÜZYILIMIZDAKİ SENTEZİDİR. GEÇMİŞTE DOLMABAHÇE, YILDIZ, BEYLERBEYİ VE DAHA BİR ÇOK GÖRKEMLİ SARAYIMIZIN BÜTÜN HALILARI VE DÖŞEMELİK KUMAŞLARI HEREKE'DE DOKUNMUŞTUR. SAF İPEKTEN VEYA PAMUK ÇÖZGÜLÜK ÜZERİNE YÜNDEN DOKUNAN HEREKE HALILARI İÇİN İMPARATORLUĞUN DÖRT BİR YANINA HABER SALINMIŞ; BİRBİRİNDEN YETENEKLİ DESİNATÖRLER, ÇİNİCİLER, TESBİHÇİLER, DOKUMACILAR SARAYA ÇAĞRILMIŞ; VE YOĞUN BİR ÇALIŞMAYLA DEVRİN BU ESTETİK USTALARI BİRBİRİNDEN GÜZEL MOTİFLER TASARLAMIŞLARDIR. HEREKE HALILARINDA, SANATININ HER DALINDA DOĞAYI KUCAKLAYAN OSMANLI TOPLUMUNUN BU ÖZELLİKLERİNİ GÖSTEREN MOTİFLERİ VE DİĞER GELENEKSEL SANATLARIMIZDA OLDUĞU GİBİ TASAVVUF KÜLTÜRÜMÜZDEN GELEN SONSUZLUK TEMASINI BULMAK MÜMKÜNDÜR. DESENLER, SONSUZDAN GELİRMİŞCESİNE BORDÜRDEN HALIYA GİRMEKTE VE TEKRAR ÖTEKİ BORDÜRDEN SONSUZA DOĞRU GİDERCESİNE KAYBOLMAKTADIR. HEREKE HALILARINDA BAŞTA LALE, GONCAGÜL, YAPRAK, KARANFİL, SÜMBÜL, BADEM, ÇİÇEK BUKETLERİ OLMAK ÜZERE İKİYÜZDEN FAZLA ÇİÇEK MOTİFİ KULLANILIR; VE BU MOTİFLER BİR ARAYA GELEREK EŞSİZ DESENLER OLUŞTURUR. BİR ÇİÇEK CÜMBÜŞÜNE DÖNÜŞMÜŞ HEREKE HALILARINA HER DOKUNUŞTA BİR ÇİÇEK YUMUŞAKLIĞI; ÜZERİNDE HER GEZİNİŞTE BİR GÜLİSTAN FERAHLIĞI HİSSEDİLİR.

 

DÜNYA HALI EXPERLERİNİN KALİTESİNİ HAYRANLIKLA DİLE GETİRDİKLERİ HEREKE HALILARINA, DOKUNUŞ TEKNİĞİ VE MALZEME KALİTESİYLE DİĞER PEK ÇOK HALI ÜRETİCİSİ YABANCI ÜLKELERCE GIPTA EDİLMİŞ VE HER NE KADAR KALİTESİNE ULAŞAMAMIŞLARSA DA, DESENLERİNİ KENDİ ÜRÜNLERİNE YANSITMAYA ÇALIŞMIŞLARDIR. GÜNÜMÜZDE AVRUPA VE AMERİKA GİBİ, EL HALILARININ BÜYÜK MİKTARDA ALICI BULDUĞU PAZARLARDA HEREKE HALILARININ KOPYALARINI DAHİ GÖRMEK MÜMKÜNDÜR. BİR ÇOK HALI ÜRETİCİSİ ÜLKELERCE KOPYALANMAYA ÇALIŞILAN HEREKE HALILARI, KOPYALANAMAZ ÖZELLİĞİNİ SADECE DESENLERİNDEN DEĞİL; BURSA İLİMİZİN YEMYEŞİL VE TAZECİK DUT YAPRAKLARIYLA BESLENMİŞ İPEK BÖCEKLERİNİN KOZALARINDAN ELDE EDİLEN DÜNYANIN EN YÜKSEK KALİTESİNDEKİ FİLATÖR İPEĞİNDEN DE ALMAKTADIR.

 

BIKMADAN, USANMADAN METREKARESİNE BİR MİLYON ÇİFT DÜĞÜM ATILARAK YAKLAŞIK ON AYDA DOKUNAN HEREKE HALILARININ HER AŞAMASI KENDİNE HAS BİR TAKIM TEKNİK ÖZELLİKLER VE ÇALIŞMALAR DA GEREKTİRİYOR. HEREKE VE CİVARINDA YETENEKLERİNİ VE BİLGİLERİNİ NESİLLERİNDEN ALAN GENÇ KIZLARIMIZIN DOKUDUKLARI, DOKURKEN DE AYRILIĞI VE KAVUŞMAYI; ACIYI VE SEVİNCİ; HASRETİ VE SEVGİYİ; DİLEKLERİNİ VE ÖZLEMLERİNİ HER BİR İLMEYE İŞLEDİKLERİ HALILARIN ORİJİNAL OLMA ÖZELLİĞİ ANCAK BU YÖREDE DOKUNAN HALILARA AİT KALIYOR. DOKUDUKLARI HALILARA BİR DE ESKİ DİLDE GELENEKSEL OLARAK YAZILMIŞ HEREKE İMZASINI DA GURURLA ATIYORLAR. BU ÇALIŞMA DA ANCAK BU EL SANATININ KÜÇÜK YAŞLARDA ÖĞRENİLMESİYLE BAŞARILIYOR.